• Pek Çok Bir Şey

    Sitemiz, sayısız konuda, pek çok blog kaydının özetini içerir. Pek çok bir şey hakkında her şeyi bu sitede bulabilirsiniz!

  • Ne Yapıyoruz?

    Dünyanın pek çok blogunun, yazılarının bir kısmını sitemizde yayınlayıp reklamını yaparak, kaliteli bir içerik oluşturuyoruz.

  • Yazınızı Kaldırın

    Reklamınızı yapmak için yazınızın bir kısmını yayınlamamızdan rahatsızsanız, Buraya Tıklayın.

  • OKUR YAZAR NANE ŞEKERİ: BEN NE YAPMIŞIM BÖYLE?:
    Bana neler olmuş , ben nasıl bu hale gelmişim hiç fark etmedim doğrusu.

    Dün, beşinci başucu kitabım ile ilgili yazımı yazdıktan sonra durumun tuhaflığı dikkatimi çekti .İnsanın beş tane başucu kitabı olur mu hiç? Bir durum değerlendirmesi yapmanın iyi olacağını düşündüm.

    İyi ki düşünmüşüm.Yoksa sonum ne olurdu bilemiyorum?

    Elimde her zaman en fazla 3 -4 tane okunmayı bekleyen kitap olurdu.Okunmamış kitap biriktirenleri eleştirir,aslında niyetlerinin kitap okumak değil, kitaplıklarını doldurmak olduğunu savunurdum.

    Bu durumda olanlar hemen kızmasın bana lütfen.Kitaplığında hiç okunmadık kitap bulunmayan, her zaman elindeki kitapları bitiren biri olarak pek empati yapamamışım.Üzerime gelmeyiniz.

    Neyse , elimde kaç tane okunmadık kitap var ya hu?Bunlar kitaplığımın ne kadarını kaplıyor bakiiiim? Gibi sorularla başladım envanter çalışmasına.Ay yüreğime iniverecekti.Öyle çoktu ki…


    Yukarıdaki fotoda gördüğünüz yığınlar henüz okumadığım kitaplar.

    Hepsini kitaplıktaki yerlerinden ayırdım.Bir kutuya koydum.Okuyup bitirdikçe kutudan çıkarıp kitaplığıma koyacağım hepsini.
    Yoğun ve disiplinli bir okuma dönemi beni bekliyor anlayacağınız.

    Bütün bunları yaptım ama hala nasıl bu hale gelip, bu kadar çok kitabı neden ve nasıl biriktirdim bulamadım?

    Şimdilik durum tespiti ve acil durum planımı oluşturdum.Bu da bir şeydir.Hastalığın nedenlerini de en kısa zamanda çözüyor olacağım J

    Bir sonuca ulaşırsam burada yazıyor olurum.

    Keyifle okumalar…
    [......]

    OKUR YAZAR NANE ŞEKERİ: BEŞİNCİ BAŞUCU KİTABIM:

    Evet, bugün kitapçıdan aldığım son kitapların arasından bir tanesini daha başucu kitabım olarak ayırdım.

    Ayırdım da kitabımı yerine koyarken fark ettim ki bu benim beşinci başucu kitabım olmuş.

    Şu anda fotoda da gördüğünüz üzere bir başucu kitap kulesine sahibim.

    Keyifle okumalar…

    Not:Akşam ve sabah serviste okuduğum kitabım bu gruba dahil değildir.
    [......]

    Rebel Takipte: Kardashian Çanta Koleksiyonu:

    Kardashian Çanta Koleksiyonu

    Kardashian kardeşlerin beklenen çanta koleksiyonu Avustralya'da ki mağazalarda yerini alıp görücüye çıktı.Koleksiyon naturel ve parlak renkleri içinde barındırıken,bazı modellerde ise Kardashian'ların pek sevdiği hayvan desenlerine de yer verildiğini görüyoruz.

    Kardashianlar çantaları tasarlarken Avustralya'ya yaptıkları ziyaretlerde çevreyi inceleyip,kadınların zevklerini algılayıp,hedef kitleye ulaşmayı amaçlamışlar.Koleksiyonda kendi sevdikleri ve kullandıkları tasarım çantalardan ilham almışlar.

    Farklı boy ve şekillerde, trendi modellerin bir araya geldiği koleksiyonun en önemli özelliği ise fiyatların 40 $'dan başlaması ve 140 $'dan pahallı olmaması.






    Bunlar da ilginizi çekebilir:
    [......]

    OKUR YAZAR NANE ŞEKERİ: GREGORY NORMINTON HAKKINDA…:

    Okur Yazar Nane Şekeri yazar hakkında der ki…

    Yazar hakkında çok uzun uzadıya bilgi edinemedim.Sadece kitabın arkasında birkaç cümle.Bu nedenle direk kendi yorumlarımı yazacağım.

    Kitabın arkasında İngiliz bir yazar olduğundan,Oxford Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı üzerine çalışmış ve oyunculuk eğitimi almış olduğundan bahsediyor.

    Aptallar Gemisi ilk romanı.Ve benim bulabildiğim kadarı ile Türkçeye çevrilmiş olan tek romanı.

    Ben hikayelerini keyifle okumuştum.Resimdeki karakterlerle hikayelerini eşleştirmiştim.

    Keyifle okumalar…
    [......]

    AksinBike: Gözlerinizin içine bakın.:













    Bugün yaşlı bir teyzeye otobüste yer verdim.Nasıl şaşırdı,nasıl sevindi anlatamam.
    Üç arkadaşlardı.İkisi oturuyordu.
    Ve ben geç farkettiğimi sandım,cam kenarında oturduğumdan ve o tarafa bakmadığından dolayı.(Öyle değilmiş)Kusura bakmayın yeni gördüm falan dedim.
    Yaşlı teyzeciğimiz ilk başta aa yok yavrum sen otur falan bile dedi.
    Sonra üç teyzecik bana dua etmeye başladı.
    Ne demek olması gereken şey bu zaten dedim.
    'Gençler bizi artık görmezden geliyorlar.Bu içimizde büyük bir yara.'dedi.
    'Bir gün onlarda yaşlanacak.'dedim.
    Şirin şirin gülümsedi.
    Açıkcası ne zaman bir yaşlıya yardım etsem aynı tepkiyi alıyorum.Şaşırıyorlar.Şaşırmalarına ben şaşırıyorum.Üzüldüm bugün.Demek ki cidden yolunda gitmeyen bir şeyler var.
    Bu ara 'iletişim'konusu kafamı kurcalıyor.
    İnsanları inceliyorum ve iletişim kuramadıklarını görüyorum.
    Merhaba demeden soracakları şeyi sorup gidiyorlar mesela.
    Ya da konuşuyorlar ama birbirlerinin isimlerini dahi bilmiyorlar.
    İnsanlar işleri düşmedikçe hiç kimseyi tanımıyorlar.
    Tanışmıyorlar.
    Oysa bu çok hoş bir şey.
    Denemeli denemeyenler.
    En basitinden otobüs şöförüne iyi akşamlar vs demeyi deneyin.
    Ya da okuldaki görevlilere,temizlikçilere gülümseyerek 'günaydın'.
    Cevap vermeyenlerde oluyor tamam.Ama yinede söyleyin.
    İnsanların birbirleri için iyi dilekler dilemesi kadar güzel bir şey yok.
    Bugün bunu bir kez daha anladım.
    O enerjiyi hissetmek müthiş bir şey.
    Gittiğimiz yolun üstünde bir park varmış.
    Mutlaka oraya git gittin mi hiç?Çok güzel dedi.
    Hayır gitmedim dedim.
    Sonra anlattı da anlattı parkı.
    Kesinlikle gideceğim ve aklıma siz geleceksiniz dedim.
    Yine şirin şirin gülümsedi.
    Bir daha asla göremeyeceğim bir surat.
    Asla duyamayacağım bir ses.
    Gözlerinin içine baktım.
    Yorgun olsa dahi cıvıl cıvıldı.
    Gülümsedim.
    Kimden ne öğreneceğiniz hiç belli olmuyor.!
    ..
    'Tüm dileklerin gerçek olur umarım.'dedi sonra.
    Sonra indi ve gitti..

    [......]

    Filmin Kötü Adamı: Nineteen Eighty-Four - 1984:

    Savaş Barıştır
    Özgürlük Köleliktir
    Cahillik Güçtür

    1984, George Orwell'in aynı isimli romanından uyarlanan filmimiz, ne hoştur ki 1984 yılına denk gelmiş, getirilmiş. Romanı da okumuş bir bünye olarak filmi ve romanı birlikte götüreceğim. İki boyutlu bir yazı olacak. 3. Boyut sizlerin elinde. Oradan ''Yürü be!'' seslerini duyar gibiyim. Başlayalım...

    Tarih 4 Nisan 1984. Dünya; Avrasya, Doğu Asya ve Okyanusya gibi parçalara bölünmüş. Bildiğimiz ülkelerin adı bile geçmiyor. Londra'dayız. İngsos yani İngiliz Sosyalist rejimi hakim. Heryerde şu ünlü Büyük Birader.

    Büyük Birader
    Olayları bir parti üyesi olan Winston'ın gözünden izliyoruz. Ancak her ne kadar ondan izlesek de sonunda fikirler bizim oluyor. Önemli olan bilinç.

    Totaliter bir yönetim. Her şey parti'nin elinde. Her yerde teleekranlar, teleekranlarda parti propagandaları. Yıllardan beri bu şekilde süregelmiş. Geçmişe, şimdiye ve geleceğe durmadan şekil veriliyor. Bu heykeltraşlığın tek bir amacı var, otoriteyi elinde tutmak.

    Kahramanımız Winston'da işte bu sistemin içerisinde yetişmiş ve herkes gibi (proleterler hariç) bu amaca hizmet ediyor. Tabii ki bu mecburi bir hizmet. O da çoğu kişi gibi durumun farkında ancak ne çare.


    Otorite kurulmuş belki ama ama hayatın suyu çıkmış. Bu soğuk,pis ve iç karatıcı atmosfer filmde neredeyse roman kadar başarılı yansıtılmış. Bu konuda filmin hakkını vermek lazım.

    Buraya kadar okuduklarınızdan İngiltere'de sosyalizm, 1984, Büyük Birader ne la bu? diyebilirsiniz. Ona da Celal Üster'in önsözünde söylediği gibi devlet tarafından her türlü muhalefetin yok edildiği bir toplum tehlikesine karşı bir uyarı, en genel anlamıyla ''ütopya'' olarak cevap verebilirim. Daha doğrusu, kapitalizmin kalelerinden biri olan İngiltere'yi sosyalistleştirmek gibi bir karşı ütopya.

    Orwell'in Stalin'in baskıcı rejiminden yola çıkan bir eleştiri yarattığı söyleniyor. Eğer konu yine Orwell'in bir eseri olan Hayvan Çiftliği olsaydı ''haklısınız'' diyebilirdik. Ancak buradaki eleştiri otoriter, baskıcı rejimlerin problemlerine dikkat çekmek istemiş. Sırf 1940'lı yılların Sovyetleriyle uğraşmış olsaydı, şu an bile güncelliğini ve evrenselliğini koruyan ve bugüne kadar korumuş olan bir eser olabilir miydi?

    Suzanna Hamilton - Joh Hurt
    1984, filme uyarlanırken zorlanılacak bir roman. İzleyincede sıkıntıları yakalayabiliyorsunuz. Zaten, kitabını okuduysan filmini izleme durumu, uyarlayanlar tarafından devam ettirildiği sürece bu işten kurtuluş yok. Yüzüklerin Efendisi ile olmaz o iş - ki onun bile ciddi derecede açıkları var ama işi götürüyor - Bu nedenlerden dolayı filmin sönük yanları yok değil. Bazı yerler oldukça yüzeysel şekilde geçilmiş. Bazı yerler ise kızdıracak şekilde değişikliğe uğramış.

    Bu açıklara karşılık John Hurt'ün oyunculuğu içimizi bir nebze rahatlatıyor. Oldukça başarılı. Julia karakteri ise biraz daha derin verilebilirdi. Çok komplike bir karakter değil ama birazcık daha ittirilse olurmuş.


    Ayrıca sahnelerin tasarımları, dekorları, yerleşimleri oldukça başarılı. Ne yalan söyleyeyim birçok sahne tam kafamda canlandığı gibi hazırlanmış. O konudaki emek, alkışı hak eder.

    Orwell, romanı 1948 yılında yazdığı için ve 84 48'in tersi olduğu için kitabın adını 1984 koymuş. İyiki de koymuş. Filmin sonunda da gözüken ''Nisan- Haziran 1984 esnasında Londra ve çevresinde yazarın hayal ettiği doğru zaman ve koşullarda çekildi'' yazısı yemeğin sonundaki tatlı gibi hoş bir hava katıyor.

    Velhasıl, eğer ''Kitabı okurum ama filmi izlemem hayallerim bana kalır'' diyenlerdenseniz izlemenizi salık vermem. Bunun dışında bir düşünceniz varsa izleyin olsun bitsin. Ancak beklentileriniz çok yüksek tutmayın. Sonra Harry Potter olur. Gerisini zaten zevkleriniz halleder.



    Eğer yazının burasına kadar okuyan varsa ve ''Bak merak ettim şimdi'' diyen varsa Can Yayınları'nın Celal Üster çevirisini tavsiye ederim. Sanki bütün çevirilerini biliyormuş gibi. Ya da ''Bana özet geçin, İngilizce'de biliyorum diyenlerdenseniz Penguin readers'ın resimli, ince bir 1984'ü mevcut.

    Konuyla ilgili ''Bunu biliyor muydunuz?'' bilgisi vermek adettendir. George Orwell'in gerçek adı Eric Arthur'dur. Ayrıca O'Brian rolünde izlediğimiz Richard Burton bu filmden sonra vefat etmiş. Bu da böyle biline diyoruz.

    Bu arada çok sevgili blogum 8 gün sonra 1 yaşına basıyor. Doğum gününden önceki son film yorumu. Malumunuz yoğunuz. Elden geldiğince... Doğum günümde görüşmek dileğiyle.

    İzleyin, izlettirin, iyi seyirler...
    [......]

    OKUR YAZAR NANE ŞEKERİ: APTALLAR GEMİSİ:


    Kitabın Arka Kapak Yazısı

    16. yüzyıl ressamlarından, ömrü boyunca katı ahlakçı egemenlerin hışmına direnen ve sonunda hunharça öldürülen Hieronymus Bosch'un "Aptallar Gemisi" adlı tablosunun karşısındayız...

    Gregory Norminton, Bosch'un kahramanlarının ağzından anlattığı; kimi komik, kimi düşündürücü, kimi duygusal, ama hepsi de incelik ve zeka yüklü öykülerle, bu ünlü tabloyu dillendiriyor bizler için.

    Keyifle okuyacağınız renkli ve düşündürücü bir öykü-roman.

    Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…

    Aslında eski bir kitap.

    Bosch hakkındaki kitaptan bahsedince uzun zaman önce okunup kitaplığımdaki yerini almış bu kitaptan da bahsetmek istedim.

    Kitabı alırken ne anlattığı ile hiç ilgilenmemiştim.Bosch’un en bilinen tablolarından Aptallar Gemisi’ndeki karakterler üzerine öykülerden oluşan bir kitap olduğunu öğrenmem yetmişti .Bosch’u sevdiğimi söylemiştim J

    Sonra kitabı çok da sevdim.Resimdeki her bir karakter için yazılmış ayrı bir öykü vardı.

    Benim kadar Bosch sever misiniz bilemem ama değişik bir anlatım tarzı ile hikaye okumak ister iseniz bu kitaba bir göz atınız .

    Keyifle okumalar….
    [......]

    Fashion By Sinner: moda :)): blog içerisinde fazlasıyla arayıştayım.ne yapsam,neyi konu edinsem kendime şaştım.bir çok alternatif denememin sonucunda moda üzerine kendi çapımda bir eleştiri haline girmeye karar verdim çünkü yapabildiğim en güzel şey eleştirmek aslında :)) nacizane fikirlerimi sizlere sunarak haklımıyım haksızmıyım siz okurların takdirine kaldı diyeyim :)
    [......]

    Fashion By Sinner: serenay sarıkaya:
    İlk madurumuz serenay sarıkaya. Yazdan kalma bir görüntü bu aslında.çizgili kumaş parçalarını oldum olası balık etli olarak tabir ettiğimiz insanlara yakıştırmam ben.ama tabii serenay sarıkaya'nın böyle bir sorunu olmadığı için... :)) elbisedeki sarı detay hoş ama aynı uyumu çantasında yakalamaya çalışınca görüntüyü boğmuş.ayakkabılar kırmızı.siyah beyaz çizgilere kırmızı yakışırdı ama sarı detay ve o çantayla birleşince alakasız olmuş.serenay şekerim seni kim giydiriyor acaba...uyum olsun derken mahkumlara benzemişsiiiinnnnn :)))
    bkz:dalton kardeşler http://www.itusozluk.com/gorseller/dalton+karde%FEler/3287
    [......]

    CUMHURİYETİN ZAMAN YOLCULARI:

    Cumhuriyetimiz 88 yaşında. Tarih sahnesinde bir katreden daha büyük olmayan bu süre, biz insanlar için birçok kuşak ve oldukça uzun bir zaman dilimi.


    Kurtuluş savaşında çarpışan, cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık eden ve Atatürk’ü gören nesiller artık ebediyete intikal etmiş durumda. Arkadan gelerek orta yaşlarını sürenler veya geçenler iyi kötü onların hatırasını taşıyor, ama gençlerimiz ve çocuklarımız doğal olarak bunlardan habersiz.

    Tarih kitaplarından okuyor, ders olarak görüyorlar, bir önceki kuşağın büyüklerinden dinledikleri ve öğrendiklerinden çok azını.

    Tabiat hükmünü sürüyor, onu kendi haline bırakalım ve biz cumhuriyetin kurulduğu güne bir zaman yolculuğu yapalım.


    29 Teşrinievvel 1339 – 29 Ekim 1923

    O gün; Kurtuluş Savaşından çıkmış, Lozan Anlaşmasını imza etmiş ve bağımsızlığını ilân etmiş yeni ve genç Türk Devletinin Meclisi o gün yoğun bir mesai içindedir. Genel Kurula sunulan bir Kanun Tasarısını gündeme almış ve görüşmelere başlamıştır.

    Sözkonusu tasarı ile yürürlükte bulunan Teşkilâtı Esasiye Kanununun (yani Anayasanın) Bazı Maddelerinin değiştirilmesi öngörülmektedir. Saatler süren müzakereler sonucunda tasarı kabul edilerek yasalaşır.

    Böylece 29 Teşrinievvel 1339 tarih ve 364 sayılı "Teşkilâtı Esasiye Kanunu'nun Bazı Mevadının Tavzihan Tadiline Dair Kanun" (yani 29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Maddelerinin Açıklanarak Düzeltilmesine İlişkin Kanun) ile Anayasanın 1, 2, 4, 10, 11 ve 12 nci maddeleri değiştirilir.

    364 sayılı Kanun aşağıdaki şekildedir:

    1. Madde: Hâkimiyet bilâkaydü şart (kayıtsız şartsız) milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir (dayanmaktadır). Türkiye Devletinin şekli hükümeti Cumhuriyettir.

    2. Madde: Türkiye Devletinin dini, Dini İslâm'dır, resmi lisanı Türkçe'dir.

    4. Madde: Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis Hükümetin inkısam ettiği (taksim ettiği) şuabatı idareyi İcra Vekilleri vasıtasıyla idare eder.

    10. Madde: Türkiye Reisicumhuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi azası meyanından (arasından) bir intihap (seçim) devresi için intihap olunur (seçilir). Vazifei Riyaset yeni reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrara intihap olunmak caizdir.

    11. Madde: Türkiye Reisicumhuru Devletin reisidir. Bu sıfatla lüzum gördükçe Meclise ve Heyeti Vekileye riyaset (başkanlık) eder.

    12. Madde: Başvekil (başbakan) reisicumhur tarafından ve Meclis azası meyanından intihap olunur. Diğer vekiller Başvekil tarafından yine meclis azası arasından intihap olunduktan sonra Heyeti Umumiyesi (Bakanlar Kurulu) Reisicumhur tarafından Meclisin tasvibine arz olunur. Meclis hali içtimada (toplantıda) değilse keyfiyeti tasvip Meclisin içtimaına talik olunur (ertelenir).

    Yukarıda görüldüğü gibi kabul edilen Kanun ile Teşkilâtı Esasiye Kanununun yani Anayasanın 1 inci maddesinin sonuna: "Türkiye Devletinin Şekl-i Hükümeti Cumhuriyettir" cümlesi ilâve edilmekte ve devletin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu kesin hükme bağlanmaktadır.

    2 nci madde ise 1921 Anayasasında bulunmayan ek bir maddedir. Devletin dini (İslâm) ve diline (Türkçe) ilişkin hükümler içermektedir.

    4 üncü maddede, Türkiye Devletinin Büyük Millet Meclisi tarafından yöneltildiği, Meclisin icra ve idare yetkilerini koruduğu, Meclisin hükümetin yükümlülüğündeki görevleri Bakanlar Kurulu vasıtasıyla yerine getireceğine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

    10 uncu madde ile Cumhurbaşkanının TBMM Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçileceği, görev süresi biten cumhurbaşkanının yeniden seçilebileceği hükme bağlanmaktadır.

    11 inci maddeye göre de Cumhurbaşkanının devletin başıdır ve bu sıfatla Meclise ve Bakanlar Kuruluna Başkanlık edebilir.

    12 nci madde ile de başbakan cumhurbaşkanı tarafından ve meclis üyeleri arasından, diğer bakanlar başbakan tarafından ve yine meclis üyeleri arasından seçilerek cumhurbaşkanı tarafından meclisin onayına sunulacağı hükme bağlanmaktadır. Meclis toplantı halinde değilse onaylama işi meclisin toplanmasına ertelenebilecektir.

    İşte Cumhuriyet, TBMM’nin 43. birleşiminde bulunan 158 milletvekilinin oybirliği ile kabul edilen Kanunla 29 Ekim 1923 Pazartesi günü saat 20.30'da "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri arasında bu şekilde ilân edilir.

    Aynı gün 30 sayılı karar uyarınca Cumhurbaşkanlığı seçimi de yapılır ve Cumhuriyetin ilânından on beş dakika sonra saat 20.45'de, oybirliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı seçilir.


    Gazi Meclisin Gazi Cumhurbaşkanı Kürsüde

    Cumhurbaşkanı seçildikten sonra kürsüye gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa aşağıdaki konuşmayı yapar.

    "Saygıdeğer arkadaşlar! Dünya çapında önemli ve olağanüstü olaylar karşısında saygıdeğer milletimizin gerçek uyanıklığına ve şuurluluğuna değerli bir belge olan Teşkilâtı Esasiye Kanunu'nun bazı maddelerini açıklığa kavuşturmak için kurulmuş olan özel komisyon tarafından yüksek heyetinize teklif edilen kanun tasarısının kabulü dolayısıyla Türkiye Devletinin zaten bütün dünyaca bilinen bilinmesi gereken mahiyeti milletlerarası adıyla adlandırıldı. Bunun tabiî bir gereği olmak üzere bugüne kadar doğrudan doğruya Meclis Başkanlığınızda bulundurduğunuz arkadaşınıza yaptırdığınız bu görevi Cumhurbaşkanı unvanıyla yine aynı arkadaşınız bu âciz arkadaşınıza tevcih ediyorsunuz. Bu münasebetle şimdiye kadar hakkımda gösterdiğiniz sevgi, samimiyet ve güveni bir defa daha göstermekle yüksek değerbilirliğinizi ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı yüce heyetinize gönlümün bütün samimiyeti ile teşekkürlerimi arz ederim.

    Efendiler! Asırlardan beri doğuda haksızlığa ve zulme uğramış olan milletimiz Türk Milleti gerçekte soydan sahip bulunduğu yüksek kabiliyetlerden yoksun zannediliyordu. Son yıllarda milletimizin fiilî olarak gösterdiği kabiliyet istidat ve kavrayış kendi hakkında kötü düşünenlerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri hükümetin yeni adıyla medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti dünya devletleri arasında tuttuğu yere lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.

    Arkadaşlar! Bu yüksek rejimi yaratan Türk Milletinin son dört yıl içinde kazandığı zafer bundan sonra da birkaç misli olmak üzere kendini gösterecektir. Bendeniz kazandığım bu güven ve itimada lâyık olmak için pek önemli gördüğüm bir noktadaki ihtiyacı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç yüce heyetinizin şahsıma karşı gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrının yardımıyla bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri en iyi şekilde yapabileceğimi ümit ediyorum.

    Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir şekilde yapışarak kendimi onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır."

    Bu konuşmanın ardından, Mebus Avni Bey (Bozok) "Bir dua yapılsın" teklifinde bulunur, diğer vekillerin de desteklemesi sonrası Karahisar Mebusu (Afyonkarahisar Vekili) Kâmil Efendi kürsüde dua okur.

    Cumhuriyetin ilân olunduğu ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ilk Cumhurbaşkanı seçildiği tarihi oturum bu şekilde sona erer.


    Bugünkü TBMM’den Geçmişe Selâm

    Yukarıda anlatılanların hepsi esasen o günkü oturum tutanaklarında yer alıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi web sitesi, 1908’den itibaren günümüze Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi Meclis Tutanaklarına erişim sağlıyor.

    Meclisin kullanıma sunduğu sorgu sistemini kullanarak, 364 sayılı Kanun Metnine, kanunla ilgili yapılan müzakere tutanaklarına ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı seçildikten sonra kürsüden yaptığı konuşmanın orijinal metnine ulaşabilirsiniz.

    [......]

    AksinBike: Bir kaç klip hakkında.:
    BEYONCE-RUN THE WORLD

    Bu klipte kullanılan kostümler,çekim açıları,ışık,renk,arka plan hepsi birbirini tamamlayıcı nitelikte.Bunun için en sevdiğim kliplerden birisi.

    THE GAME-HOW WE DO

    Bu klipte ise bir görüntüden diğerine atlamada yapılan oyunlar çok hoş ve insanı birden klibin içine çekiyor.

    CHRİS BROWN-LOOK AT ME NOW

    Bu klipte abartı perspektifler kullanılması en hoşuma giden şey.Birden en alttan görebiliyorken birden en üste çıkabiliyor kamera.Ve insanların hareketlerine göre bu sürekli değişiyor.Çok farklı ve güzel bir derinlik katıyor klibe.Bunun dışında yapılan dansta hareketlerde abartı,açılarla uyum sağlıyor.Kullanılan renkler,ışık ve tüm bunlar bize şarkıyı daha iyi yaşattırıyor.

    RİHANNA-S&M


    En sevdiğim klipti diyebilirim.Çalıntı olduğunu öğrenene kadar.Soğudum nasıl lan falan dedim.Bir fotoğrafçının fotoğraflarından çalınmış.Cart cut.
    Her neyse.
    Türk kliplerinin hepsi bok gibi.Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama yok yani.Hep bir yerden eksik,tutturamıyorlar bu kıvamı.
    Ciddi anlamda bu alanda yoğunlaşmak istiyorum.
    Kliplerin dekorlarını kostümlerini,ya da şarkıcıların sahne gösterilerini tasarlayacağım.
    Seviyorum.
    Defalarca inceliyorum deli gibi.
    Kendimi över gibi oldu dfşhjd.
    Çok çalışıyorum taam mıı herşeyi biliyorum ben uu .
    Yakında sahne tasarımları üzerindede bir inceleme yapacağım.
    Gerçi bir çoğunuzun umrunda bile değil bu detaylar biliyorum dfşhjdf.
    Ama hazır araştırmacı üniversiteli moduna geçmişken tadını çıkarmak şart.
    Çünkü bu aynı zamanda benim yarın ki ödevim!Ödev bu ahaha.
    Hadi görüşürüz gençlik.
    [......]

    Cici Bişiler...: Yardım Göndermek İsteyenler Dikkat...:



    İçimiz acıyor yine. Kocaeli depremini yaşayıp tüm zorluklarını bilen biri olarak Allah yardımcıları olsun diye dua ediyor, ölen vatandaşlar için ise rahmet diliyorum. Kocaeli depreminde bir kaç gece dışarıda kalmak zorunda kalmıştık. Çıkan yangın dolayısıyla bulunduğumuz yeri terk etmemiz gerektiği söylenmişti. Yaz olmasına rağmen o gece çok üşümüştüm. Şimdi geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalanları düşünüyorum da Allah yardım etsin. Tabi bizlerde elimizden gelen yardımları esirgemememiz gerekiyor. Biraz önce gördüm. Yurtiçi Kargo Van'a gönderilecek yardımların ücretsiz olarak taşıyacak. Göndermek istediğiniz yardım malzemelerini ona emanet edebilirsiniz.
    [......]

    Ayna: Aynalar:

    Aynalar

    Vicdan.Evet bu duyguyu herkes iyi bilir.Kimisi bundan yoksun olsa da eminim acı çekenler vardır.Sen nasılsan ayna onu yansıtır ...

    pelin şimşek.
    [......]

    Ben keşke senin o uzaklara bakan gözlerine vurgun olsaydım, keşke yalnız bu yüzden sevseydim seni. o zaman çok kolay olurdu seni maziye bırakıp gitmek herkes gibi, unutabilmek. ama yalnız bakışların değildi ki beni sana böylesine bağlayan. hem bu fiziksel bir aşk da değildi hiç bir zaman sana duyduğum. biliyorum, eğer öyle olsaydı aylardır yüzünü görmeden senin, yine seninle dolu böyle yaşayamazdım. unuturdum seni çoktan. hep başka bir şey vardı yüreğimi sana tutsak eden, hep ne olduğunu bilmediğim bir şey vardı. ne gözlerindi beni sana böylesine bağlayan, ne o tüm dertlerimi sıkıntımı alıp içimi güzelliklerle dolduran o ilk bahar sabahına benzer gülüşün, ne de cemalin, gül yüzün... sen hep herkesten farklı geldin bana. bilinmeyenli bir denklem oldun sen hayatımda, ne kadar uğraşsam da anlayamadım seni. ya sen? sen hiç anladın mı beni? belki de hiç anlamak istemedin... oysaki gözlerim bu suskun, bu korkak kelimelerimden daha çok şey anlatırdı sana. doğru ya sen benim gözlerimi belki de hiç sahici göremedin, fotoğraflara sığınmıştı eskimiş gülüşlerim. oysaki ben burda capcanlı karşındayım, gözlerimde sen varsın. keşke görebilseydin beni, keşke sevebilseydin beni...
    beni eğer gerçekten tanırsan bilirsin bir şekilde; severim kelimeleri de korkarım çoğu kez, sahibinden saklarım vuslata ermiş, bir bütün cümle olmuş o kelimeleri. beni tanırsan biraz olsun bilirsin aslında kimsenin ne bakışına gönül veririm, ne de toprak olup gidecek olan bedenine. senin de "uzaklara doğru bir bakışın vardı, keşke yalnız bunun için sevebilseydim seni."
    uzaklara bakan bakışların vardı, seviyordum bakışlarını. ama sende sevdiğim hiç yalnız bakışların olmamıştı. onca zamana rağmen hala bilmediğim ve 5 günlük aşklara inat hala sende olan yüreğimi sana bağlayan bir şeyler vardı sende. ve serde öyle çok söz vardı ki; korkak...
    ben senin varlığını sevdim. en büyük yalnızlığımı sende yaşamış olmayı, göz yaşlarımı uğruna dökmüş olmayı, sana dair her şeyi... yüreğini sevdim en çok da ben ,yüreğime dokunan o yüreğini.
    sen belki de yalnızca sevilmeyi sevdin, bense en başından beri yalnızca seni. keşke seni değil de öyle uzak uzak bakışlarını sevebilseymişim, o zaman böyle yorgun düşmezdim. kolay olurdu bir çırpıda silip atabilmek ya da unutabilmek, yok edebilmek sana dair her şeyi. "seni sevmekten değil, kaybetmekten korkarım..." diyen şarkılar dinlemezdim bir de hiç.
    uzaklara doğru bir bakışın vardı,keşke yalnız bunun için sevseydim seni..."
    [......]

    Ben Kafayı İyice Kırdım.: Yalnız:
    Selam. Naber? İyisinizdir umarım. Ben nasılım bilmiyorum. Koşturmacalar varken güzel. Bu aralar güzelim. Çok. Ama yalnızlık çok kötü değil mi ya? Bu ara niye sardım bilmiyorum. Hep önceler, hep onlar yüzünden. Ya da yanındakiler. Onlar mutlu, onlar seviliyor, yalnız uyumuyor, seviyor, sevişiyor, gülüyor. Sen ne kadar 'tam' da olsan, öteki olsun istiyorsun yanında. Yatağının sol tarafı üşümesin istiyorsun. Onu istiyorsun ama olmayacağını, gelmeyeceğini, ısıtmayacağını da biliyorsun. İşin tuhafı başkasını da istemiyorsun. Olmuyor çünkü başka birisi varken, bunu da çok iyi biliyorsun. Alıştın zaten sen yalnız uyanmaya, ne gerek var ki. (Değil mi?)
    Yatağa yatınca, yan dönüp başını yastığa gömünce yorgana sarılıp dizlerini karnına çekiyorsun ya. Hah işte o zaman çok yalnız hissediyorsun kendini. Çok.
    [......]

    OKUR YAZAR NANE ŞEKERİ: HIERONYMUS BOSCH:

    Nefis bir kitap serisi keşfettim.Yapı Kredi Yayınları’nda ressamların hayatlarını eserlerini anlatan kitaplar serisi.

    Ben ilk olarak en sevdiğim ressam olan Hieronymus Bosch’un kitabını aldım.Ve çok beğendim.Kitaptaki anlatımın yalınlığının yanında Bosch’un resimlerini hem bütün olarak hem de içersinden kesitler alarak göstermesi çok başarılı.Çünkü Bosch’un resimleri bitmeyen detaylarla dolu.Hepsini bu kesitlerde göremeseniz de resmin bütününde gezebilmeniz, görebileceğini en fazla detayı görebilmeniz için çok faydalı.

    Bu özelliğin üzerinde neden durduğumu hemen açıklayayım.Lise’de Bosch’un Cehennem resminin reprodüksiyonunu almıştım.Hala odamda duvarımda asılıdır ve ben neredeyse 18 senedir hala yeni yeni detaylarını görebilmekteyim J Her tablosunu böyle çalışan bir ressamın resimlerinde dolaşırken hele de ilk kez ise bir rehber hiç de fena olmuyor J

    Bosch hakkında okuduğum ilk kitap bu değil.Daha önce okuduklarımda ya da onun hakkındaki yazılarda Bosch’un eşi benzeri olmayan hayal gücü hep rahatsız bir düşünce yapısı ile dolaylı ya da dolaysız ilişkilendirilmişti.Bu kitapta öyle değil ve bu beni çok mutlu etti.Dehasının fark edildiğini görmek çok güzel.

    Böylelikle Bosch’un neden benim en favori ressamım olduğunu da açıklamış oldum.Muhteşem hayal gücü!!!!! Beni büyülüyor.

    Hadi diğer favori ressamlarımı da söyleyivereyim Frida Kahlo ve Dali.Yine hayal gücü işte J

    Uzun yıllar resim yaptım.Resimle çok içli dışlı oldum.Uzun zaman sonra sadece okuyarak edilgen bir şekilde de olsa resim dünyasına adım atmak da çok iyi geldi.

    Çok kısa zamanda şıp diye okunacak bir kitap ama ben başucu kitabı olarak okudum.Her gün uyumadan önce Bosch hakkında okumak ve resimlerini incelemek çok dinlendirici oldu.

    Ressamı bana göre çok güzel anlatan kitaptan alıntı bir ifade ile yazımı burada sonlandırıyorum.

    “Bu ressamın eserlerini diğer ressamların çalışmalarından farklı kılan şudur : diğerleri insanın dış görünüşünü resmetmeye çalışırken,Bosch insanın iç dünyasını ,iç görünüşünü resimlemeye çabalamıştır” – Juan de Siguenza

    Keyifle okumalar…
    [......]

    Cici Bişiler...: Cici Bir Baykuş...:


    Eskilerin arasına kaldırılmış bir atkınız var ise onu bulup çıkarmanın vakti geldi. Bu şirin baykuş eski bir atkıdan yapılmış. Yapım aşamaları işte BURADA. Kolay gelsin...
    [......]

    Cici Bişiler...: Cici Bir Baykuş...:


    Eskilerin arasına kaldırılmış bir atkınız var ise onu bulup çıkarmanın vakti geldi. Bu şirin baykuş eski bir atkıdan yapılmış. Yapım aşamaları işte BURADA. Kolay gelsin...
    [......]

    AksinBike: Çok şerefsizim.: Ölmek istemediğim için şerefsiz olacaksam,beni öldürün.Korkmuyorum.
    Ama ben yaşamayı ve yaşatmayı seçiyorum.
    Sonbaharda yaprakları dökülmüş bir ağacı kökünden kesmek yerine,sevgiyle,umutla,azimle,çalışarak onu yeniden hayata döndürmeyi tercih ediyorum.
    Peki siz nasıl bir ağaçsınız?
    Yerinizden kıpırdamadan diğer ağaçların yok oluşunu izleyip yaprak mı döküyorsunuz,yoksa zaten yerinizden kıpırdayamayacağınızı bildiğiniz halde yine de çiçeklenmiş dallarınızı onlara doğru uzatmayı mı tercih ediyorsunuz?
    Yaşamak ve yaşatmak mı gurur duyduğunuz,öldürmek ve ölmek mi?
    Ne sizin tüylerinizi diken diken eden?Ne sizin gözlerinizi dolduran?
    Neyin kavgası bu ?
    Güç.
    Güç.
    Güç.
    İnandığın tüm sözler 'Allahın izni,Allah rızasıyla'diye başlamadı mı?
    Acaba neyin sonucu bu olanlar?
    Arkadaş listemi davet edince onurlu mu olacağım?
    Nasıl bir mantığınız var sizin?
    Eğer bir gün herşeyin ölümle düzeleceğini düşünmekten vazgeçerseniz,
    Ki bir çok ölü var dünyada,peki niye başa dönüp duruyoruz?
    Demek ki olması gereken bu değil.
    Ve eğer her boku Allah'a bağlamak yerine 'insanlığın' ve doğanın farkına varırsanız belki bir şeyler değişebilir.
    O zaman ağaç ağaçlığını bilir,orman da ormanlığını.
    Kan yerine yağmur yağar gökyüzünden.
    Sonra güneş açar.
    Ne diyorum ben böyle?
    Size katılmıyorum,lanet olsun,ülkesini sevmeyen onursuz kızın tekiyim.
    Ben ölmek istemiyorum.
    Yaşamak ve yaşatmak istiyorum.
    İşte bunun için,çooooooooooook şerefsizim.
    Korkmuyorum.
    [......]

    EDİTÖRİST: SIENNA MILLER'IN ÜZERİNDEN ÇIKARTMADIĞI TÜYLÜ CEKE...: Sienna Miller'ın neredeyse üzerinden hiç çıkartmadığı bu beyaz tüylü Isabel Marant marka ceketine bayılıyorum ve en kısa zamanda benzer bir model edinmek istiyorum! Sizce de güzel değil mi???











    [......]

    ! Lulu Soyledi !: Bir Corbanin Dusundurdukleri:

    i



    Havalar o kadar sogudu ki galiba corba yapma zamani geldi. Normalde yaz kis corba yapan bir insan degilim, corba yapabilmem icin ilk sart havalarin sogumus olmasi gerekiyor. Pencereden disari baktigimda, agaclarin bir o yana bir bu yana savrulmasi, havanin iyice sogudugunu gosteriyor bana.
    [......]

    UTANIYORUM ŞEHİDİM!

    Utanıyorum Şehidim,
    Utanıyorum,Yemekten,
    İçmekten,
    Senin annen ağlarken
    Gülmekten Utanıyorum!
    Sanma ki;
    Unutuyor,
    Unutturuyoruz.
    Unutanları barındırmaktan utanıyorum.
    SEN; vatan için bizim için şehit olurken,
    Seni Görmezden Gelenlerden Utanıyorum.
    Aziz Nesin
    [......]

    uçları kırık: gayet ciddiyim :): Bu sefer çok ciddiyim çok kararlıyım şu lanet final döneminde karşılaştığım olaylar artık kesin kararlar vermeme sebep oldu evet belki ...
    [......]

    pembe kekik: fıstıklı kakaolu sofra kremi:
    Sütlü tatlılara eski tariflerle yapılan bir örnek.Annem de pasta kremasını aynı malzemelerle biraz farklı ölçülerde yapardı.Bu tatlıyı yaparken o aklıma geldi.Pasta süslemesinden artan kremaları da kardeşimle yerdik hep.




    Malzemeler:
    1 lt süt
    1 su bardağı toz şeker
    4 yumurta sarısı
    1/2 su bardağı un
    1 çorba kaşığı nişasta
    3 çorba kaşığı kakao veya bir paket rendelenmiş çikolata (80 gr.)
    [......]

    YAVAŞLAT BENİ TANRIM!

    Gönderi: Kadir Tuğtekin OK

    Aşağıdaki metin bir yakarış, belki de bir dua. Her ne ise yaklaşık dört bin yıldır güncelliğini yitirmemiş ihtiyaçlar listesi bir yandan da. İster meditasyon yapmadan önce esenliğe ermek için, ister dua niyetine okuyun ya da sadece bir merak ve tarihsel bilgi olsun diye….

    TANRIM BENİ YAVAŞLAT

    Tanrım beni yavaşlat, aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir...
    Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele...
    Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver.
    Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
    Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol...

    Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı,
    güzel bir kitaptan birkaç satir okumayı, balık avlayabilmeyi,
    hülyalara dalabilmeyi öğret...

    Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.
    Hatırlat ki, yarısı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim...

    Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
    Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır...
    Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.

    Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

    Ve hepsinden önemlisi...

    [......]

    DERYAYLA: SOSİSLİ KREMALI POĞAÇA: Tüm dost ve kardeşlerime kucak dolusu sımsıcak sevgilerimi gönderiyor sağlık ve güzelliklerle dolu günler diliyorum.Bu aralar kardeşlerimde hep enfes poğaça ve kurabiyeler var bende mis kokan poğaçalarımla geldim bu sabah:)))
    MALZEMELER
    2 adet yumurta
    1 su bardağı Ayçiçek yağı
    1 kutu krema
    1 paket kabartma tozu
    1 çay kaşığı tuz
    Aldığı kadar un
    İÇİ İÇİN
    Ufak doğranmış sosis
    ÜSTÜ İÇİN
    Yumurta sarısı
    Susam
    Çörekotu
    [......]

    DERYAYLA: PESTO SOSLU MAKARNA: Tüm dost ve kardeşlerime sımsıcak kucak dolusu sevgilerimi gönderiyor sağlık ve güzelliklerle dolu günler diliyorum.Pesto sosu evden etmemeye çalışıyorum kahvaltıda,et yemekleri yanında ve makarnalarda harika oluyor.
    MALZEMELER
    1 paket fiyonk makarna
    Tuz
    2 yemek kaşığı ayçiçek yağı
    PESTO SOS
    YAPILIŞI
    -Bir litre tuzlu suda makarna 10 dakika haşlanır ve süzülür.
    -Tencereye ayçiçek yağı alınıp kızdırılır haşlanan makarna şöyle bir kavrulur.
    -Servis tabağına makarna alınıp pesto sos eklenerek karıştırılır.
    AFİYET OLSUN...
    [......]

    DERYAYLA: YİNE YÜREĞİMİZ YANDI...: ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ... Kelimeler Yetersiz...Söylenecek söz yok aslında...MEKANLARI CENNET OLSUN.RABBİM ailelerine sabır versin......Artık bitsin verdiğimiz şehitlerin kanı yerde kalmasın...
    [......]

    AksinBike: Rap:
    Gecenin bu vakti rap hakkında bir yazı yazmak geldi içimden.

    İlk önce vikipedideki anlamına bakalım.Bunu bilmeyenler için not ediyorum.

    ''Rap, Hip hop altkültürünün bir bir koludur. Kökeni 1970'lerde özellikle siyahi insanların yaşadığı Amerika'nın kenar mahallelerine, bir diğer deyişle "getto"lara dayanmaktadır.
    RAP'in "Rhytm And Poem" ('Ritim ve Şiir' ya da 'Ritmik Şiir') veya "Rhytmic American Poetry" (Ritmik Amerikan Şiiri) sözcüklerinin kısaltması olduğu görüşü yaygın olsa da aslında rap kelimesi, İngilizce sözlük anlamı olarak "ağır eleştiri" anlamına gelmektedir.''Vikipedi

    Rap müziği herkes dinleyemez.Herkesin kafası kaldırmaz,almaz.O kadar çok cümle geçer ki insanı yorar.Herkes dinlemesinde zaten bu yüzden.Rapi seven insansa tam sever.Her şarkıyı açtığında 'ne diyor bu adam?',ve ya 'ne diyor bu kadın?'diye merak eder ve defalarca dinler.Açar sözlerini okur.İnceler.Her defasında farklı anlamlar çıkarır.Ses tonundaki değişiklikten,duyguyu hisseder.Ritim insanı alıp götürür.Kimi zaman kalkar dans edersiniz,kimi zaman ağlarsınız,kimi zaman sinirlenirsiniz,kimi zaman onlar küfür eder sizse rahatlarsınız.Kimi zaman düşünme stilinizi değiştirir,düşüncelerinizi değiştirir,hayata bakış açınızı değiştirir.
    Zannedildiği gibi sırf serserilerin bir şeyler saçmaladığı bir müzik değildir rap.
    Eğer istenilirse bir çok şey ifade edebilir.
    Ama etmeyedebilir.
    Başıboşlukta hoşuna gider rap dinleyenlerin.
    Gelelim ülkemizdeki rap durumuna.
    Malesef Türkçe'nin rape yakışmadığını düşünmekteyim.Bir rap şarkısının türkçeye çevirildiğini ve o sözlerle söylendiğini düşününce insan ne kadar basit diyor.Ama yazıldığı dilde öyle anlam yüklü ki..Sırf rap içinde değil bu aslında.Hareketli pop şarkıları vs de hoşuma gitmiyor Türkçe.

    Ve dinlemek isteyenlere Tupac ve Keny Arkana.

    Seviyorum.
    [......]